Saturday, December 20, 2008
vampir disli tavsanlarin laneti
Doktora gidiyoruz, doktor SUV sinin direksiyonunu kagit altligi gibi kullanarak bir recete yaziyor camdan bana uzatiyor.yandaki tercuman hasteneye gitmemiz lazim diyor.peki diyorum.
Hastanedeki filipinli hemsire oksijen maskesini yuzume dogru tutuyor. Duvardaki lcd tv de iyi ve kotu kalpli tavsanlarin maceralariyla ilgili arapca bir cizgi film var.ne kadar sacma diyorum icimden, bir tavsan ne kadar kotu kalpli olabilir ki, tam bunu dusunurken kotu kalpli vampir disli tavsanlar uzerime saldiriyorlar.bir dakka?artik bu cok fazla oldu!?(yoksa olmadi mi?)
Saturday, December 6, 2008
SST (super smooth transition)
hi.
welcome back to an another episode of television éducative,
tonight I’ll show how dreams are prepared
people think it is a very simple and easy process
but it’s a bit more complicated than that.
as you can see
a very delicate combination of complex ingredients is the key
first, we put in some random thoughts
and then we add a little bit of reminiscences of the day
mix with some memories from the past
(it is for two people)
love, friendships, relationships, and all those ships,
together with songs you heard during the day
things you saw
and also other personal…ok
I think it is done
there it goes
yes yes
ok
we have to run!
I’m talking quietly to not wake myself up
I’m with my dad
Yes….Dad…
I remember, my father was there
It’s nice to see him healthy and normal again
I almost forgot how he looked
handsome now.
oh yeah, oh yeah we are in a concert
the duke ellington concert
yes my man duke ellington
and the band starts to play
base drums and all
it is amazing they got the super swing
and the duke enters the stage
he is radiant in a glowing white tuxedo
(dad in spanish:)
el duke!
last time was at the Olympia 1958
thank you for the invitation
but what is this?
This isn’t duke ellington.
It’s duck ellington!
..........."
"science of sleep - michel gondry"
Friday, November 21, 2008
irish pub-tek tabanca-doha
baya sicak bir kasim aksami..city center adli mallin onundeki hintli taksiciyle konusuyorum saatlerimiz 20 45..burasi icin erken bir saat ama erken kalkan cabul yol alir.sheratona yurumek burden bes dakkikani almaz diyor taksi kuyrugunu gostererek..oldukca kalabalik gercekten, bununla beraber icinde bir suru sekiz olan super bir telefon numarasi veriyor bana.
ariyorum ve gece oniki de beni otelin onunden almasi icin taksi (karwa galiba arapcasi) book ediyorum.hatta beklemek yok bekleme muzigi falan da yok. bir dakikami almadi..zira bunu yapmam sart cunku kaldigim yerle otel arasi yaklasik 30 km.thank you for booking sir diye kapatiyor operator.en buyuk sorunu halletigime gore gece mesaisine gonul rahatligiyla baslayabilirim.konustugum taksiciyle uzaktan birbirimize thumbs up yapip ayriliyoruz.zira onunda yapmasi gereken bir is var gecenin sonuna kadar beraber takilamayiz.
gercekten de otele gitmek bes dakikami almadi.onundeki acik otoparktan yuruyerek otelin giris kapisina ulasiyorum,otelin diger tarafinda (sanirim deniz kiyisinda) bir restoran var.check edilmesi lazim diyorum icimden.. birsuru iyi giyinmis insan o tarafa yuruyor, bense onlara katilamayacagim bu aksam.neyse ki sorunsuzca bir yer buluyorum barin kosesinde.saat yirmibir.
Marco adli Filipino barmen bana (pint) guiness uzatiyor.benden karsiliginda 35 riyal (9.5 dolar falan) istiyor.mutlulukla veriyorum parayi.guiness ile hesaplasmamiz yaklasik 4.5 dakika surdu; siyah biranin icabina bakarken barmenin arkasindaki sogutucu dolapta gozume weissbier siseleri carpiyor..ama hoegaarden(http://hoegaarden.com) veya erdinger (http://www.erdinger.com/) diil..biraz hayal kirikligina ugruyorum ama denemek lazim.ikinci kurbanim bu franziskaner (http://www.franziskaner.com/ ) sisesi oluyor saatlerimiz 21.15i gosteriyor.
iceriye bir goz atiyorum.kalabalik fena degil..solumdaki adam stellaci..kisa boylu ve bir o kadar kilolu..bir pinti indirme sureside yaklasik 2.5 dakika..sanki beni gorunce daha hizli icmeye basladi…gozucuyla adami izliyorum..geri kalmamaliyim….neyseki 10 dakika icinde istedigi dorduncu bardagi fondip yapip gidiyor..bu isin sonu kotuye gidebiliridi ama kaygilanmiyorum nasil olsa oniki de sofor gelecek ama bu hizla icmeye devam edersem taksiye yerine ambulans da gelebilir…bu dusunce suratimda ufak bir gulumseme seklinde beliriyor..Bu arada marco yuzumdeki siritmayi ustune aliniyor ve onume kocaman bir kasede cerez koyuyor ucuncu guinessle beraber..sanirim bir barmenin onunuze cerez koymasi bir nevi respect isareti olarak kabul edilebilir.bu konuda derin dusuncelere dalarken sanirim muzik basladi.
calan gurup hic fena diil cover yapiyorlar tabiki..playlistleri oasis pink floyd coldplay travis vs…wish you were here dinlerken onumde duran duble jamesondan (http://www.jamesonwhiskey.com/) viskiye smooth bir transaction yapildigi sonucuna ulasiyorum..isler yolunda gidiyor..aklimda unlu japon atasozu:
"The man drinks the first glass of sake, the second glass drinks the first, the third glass drinks the man.”
sevgili jamesonla beraber zamanin viskozitesi de degismeye basladi.saat onbucuk olmus bile..bu arada atladigim bir nokta var.. wish u were le yasanan duygusal dalgalanmayla beraber tr/uk deki bir gurup genclige bir msj dalgasi gidiyor. (bkz. Yazinin basligi)..gelen remsglere bakarken tuvalete gitmek gibi bir hayat gercegiyle yuzlesiyorum.yanimda ki cocuktan yerimi korumasini rica ediyorum.. ortam giderek bodrum korfez kalabaligina yakin bir hal almaya basladi.geri geldigimde yerimin korunmus oldugunu elemanin yuzundeki gulumsemeden anliyorum.gercekten gorevini iyi yapti.ufak bir kutlama gerekli...marco da zaten havaya girmis durumda..sadece bir goz isaretiyle aynisindan istedigimi anliyor.bu arada kendisi buyuk capta B52 ( http://www.youtube.com/watch?v=HboSTpJUJa8).)isine girmis ve birsuru shot bardagini alevlendirmeye calisiyor.
saygiyla marco’yu izlerken yanimdaki arkadas az once uyguladigimiz takim oyununun etkisiyle ‘where are u from mate’ le konuya giriyor. Kendisi itc i bir pakiymis..bir sure B52 ile ilgili biseyler konusup guluyoruz...anladigim kadariyla irish pubin mudavimlerinden..o da tek tabanca takiliyor.Daha once filipinli barmen kiza yazdigini (marconun arkadasi) (fena diil bu arada) ama kizin engaged oldugu bilgisini veriyor.birlikte kederlenirken cevremiz bir anda kalabalik bir kiz gurubuyla cevrilmis.sasiriyorum bir an icin..bizim pakiyi bu duruma dirsegimle durterek uyandiyorum.very beautiful very beatiful seklinde tepki veriyor..nereli olduklarina karar veremiyorum ama gercektende hic fena gozukmuyorlar.bu noktada boris vian devreye giriyor ve soyle diyor:
" Eğer bir kadını elde etmek, bir kadeh cini ya da bir paket Gauloise sigarasını elde etmek kadar kolay olsaydı ve onun, alkol ve sigara gibi, kirli ve mide bulandırıcı bir odaya tıkılmaya zorlanmaksızın açık havada tadına bakma özgürlüğümüz; alkolizm ve nikotin zehirlenmesi çarçabuk ortadan kalkar ya da en azından makul ölçülere inerdi... "
iste boris’in bundan yaklasik altmisbes sene cok guzel tespit ettigi gibi bu isler oyle kolay isler degil.ama yine de ufak bir kutlamayi hak ettigimiz konusunda marcoyla hemfikiriz.
bu arada saat nerdeyse oniki.eyvah! taksici aklima geliyor. paki de, pub da , jameson da kalmam konusunda israrcilar.bol sekizli numarayi arayip onikiyi cancel edip saat iki de yolayin diyorum taksimi..adam yine thank you’layarak kapatiyor telefonu.cok iyi diyorum icimden..bu rahatlamanin karsiligi tabiki bir guiness.
alkolmetre makul olmayan olculere dogru tirmanirken pakiyle beraber barin icinde gezintiye cikmaya karar veriyoruz.paki wingman kontejyanindan oyuna dahil olmus durumda artik. bi ara yok oluyor.cok gecmeden telasli bir sekilde yanima geliyor: I was looking for you all over the bar diye..ok diyorum no worries mate (turkcesi: sakin ol tanju http://en.wikipedia.org/wiki/Tanju_Colak )
bir an telefonum caliyor.telefondaki ses sir im ready diyor..r u the driver gibi gereksiz bir soru patlatiyorum.yes sir diyor. ne cabuk diyorum icimden, erken geldi heralde..saate bakiyorum tam iki... qatar taksi networkune buradan sukranlarimi sunarken son sozu buyuk ustat boris’e birakmak icap eder:
" Sadece iki şey vardır; güzel kızlarla aşk, her şekilde aşk; bir de New Orleans veya Duke Ellington'ın müziği. Geri kalan her şey gitmeli, çünkü geri kalan her şey çirkindir... "
Friday, November 7, 2008
katar sana ne katar-1
bu katar trafigi bu kadar caddeye bile ragmen berbat baya kotu durumda ama malesef motorlu bir arac sahibi olmam lazim asap.yasadigim yer sehrin on onbes km kadar disinda kaliyo.neyseki fena yer diil.havuz gym tenis kortu sinema kepabci lahmacuncu zart zurt hersey var icinde.yesillikte yapmislar nasil yapmislarsa artik..ama motorize olmak sart gibi gozukuyo.sorun su ki turk ehliyeti burda gecerli diil. katar ehliyeti lazimmis.onun icinde once oturma vizesi.. onun da birbucuk ay yolu var gibi gozukuyo, not nice indeed. (bu arada cok sevgili blogcum, sevgili katar ehliyetini almak icin cok cok cok zor, her girenin mutlaka caktigi, icinde cok pis bir bit yenigi olan bir driving sinavi yapiyolarmis.)Hava falan iyi, ilik yaz geceleri geciriliyor burda; denizde fena gozukmuyor..
neyse olayi jack kerouac la bitirelim
(from poetry of the beat generation)
the wheel of the quivering meat conception,
turns in the void,
expelling human beings,
pigs,
turtles,
frogs,
insects,
......
mice,
lice,
lizards,
rats,
long racing horses,
.......................
horrible and nameble vice vultures,
murderous attacking dog armies of africa*,
rhinos roaming in the jungle,
vast bores,
and huge gigantic bull elephants,
rams,
eagles,
condors,
......
and porcupuines,
...,
all the endless conception of living beings,
nashing everywhere in unconcious ,
throughout the ten directions of space,
occupying all the quarters in and out,
from supermicroscopic no bug,
to huge galaxy light year bowl illuminating the sky of one mind
Poor!
I wish i was free of that slaving meat wheel,
Safe in heaven, dead.
Saturday, August 9, 2008
http://www.metacafe.com/watch/1588408/aynan_n_iki_taraf_two_sides_of_the_mirror_short_movie
Saturday, July 12, 2008
fotoraftan bile yayılan superharkulade iç ferahlıgı özgürlük genişlik hissi karışımı
need this stufffffffff
berlin tabiki
http://www.dezeen.com/2008/07/06/reddress-by-company/#more-14821
Aamu Song of Finnish designers Company presented their Reddress performance project in Berlin during the DMY Berlin festival in May.
Sunday, June 8, 2008
....
Saturday, May 31, 2008
kısakısakısa-2
Sunday, May 25, 2008
ilk carsi izni
kisakisakisa..
meb le ikinci encounter im 15 gun sonra oldu. Sabah istimasi icin sabah 630 da ucak pistine dogru uzerimde hucum yelegim ve omzumda silahimla yuruyorum.arkadan kosarak birinin bana yetismek uzere oldugunu hissettim, baktim meb geliyor."gunaydın meb" dedim o da yanımdan kosarak gecerken bana ingilizce seslendi "everything is nonsense here-isn'it, so non-sense"
ne diyecegimi bilemedim, yanimdan uzaklasti.
meb konusmaktan pek hoslanmiyor, carsi izninine takim elbiseyle cikiyor.Arkadaslariyla kantinde oturuyor ama o sirada sandalyesinde oturup oldugu yerde sallaniyor, bir nevi rainman. soylenenlere gore bir arkadasla carsiya gidiyolar bizim arkadas internet kafeye girdiginde meb disarda gunesin altinda iki-uc saat ayakta duruyor, yani internetten hoslanmiyor.meb mit'(milli istihbarat) ten de hoslanmiyor.mite karsi nasil kendimizi savunabiliriz diye sormus bir arkadasa.
meb belcikada doktora yapmis, dort dil biliyomus, suphecilik uzerine bir kitap yazmis, is bankasi yayınlarindan cikacakmis 1000 adet.Decartes'in "dusunuyorum oyleyse varim" cumlesini sorgulamis anladigim kadariyla.Dedigine gore herseyin kaynagi supheymis...
Saturday, April 12, 2008
Oha... Natalie Portman
In June 2003, Portman graduated from Harvard University with a bachelor's degree in psychology, and pursued graduate studies at the Hebrew University of Jerusalem in the spring of 2004.At Harvard, Portman was Alan Dershowitz's research assistant (he thanks her in The Case for Israel). She was also a research assistant in a psychology lab, and in March 2006, appeared as a guest lecturer at a Columbia University course in terrorism and counterterrorism. In addition to being bilingual in Hebrew and English, Portman has studied French, Japanese, German and Arabic.
As a student, Portman co-authored two research papers which were published in professional scientific journals. Her 1998 high school paper on the "Enzymatic Production of Hydrogen" was entered in the Intel Science Talent Search. In 2002, she contributed to a study on memory called "Frontal Lobe Activation During Object Permanence" during her psychology studies at Harvard.
Friday, April 11, 2008
The Stig
Tuesday, April 8, 2008
Monday, April 7, 2008
extra-terrestrial-stephenville,texas jan 8 2008
biraz once texasli birilerinden ogrendim
some serioousssss stuff gercekten
butun kasaba halki da yanlis gormus olamaz di mi?
veya kasaba halki anlasip bizi tufaya getirmeye calisiyor olmasin?
http://www.youtube.com/watch?v=kyECwMsJdbE&feature=related
googlelarsaniz baya bir link var
http://www.youtube.com/watch?v=F8oSZnWy7Q4&feature=related
larry king bile haber yapmis cnn de
bir de su meteor olayi var gercekten bilmem haberdar misiniz o da az sonra..
Sunday, April 6, 2008
haftanin ironisi
neyse ismi soyle verilmis:
Obliged to find an apartment of their own, my parents searched the neighbourhood and chose one within walking distance of the park. Showing them out after they had viewed it, the landlady said: "And you'll be glad to know I don't take Jews." Her mistake made clear to her, the antisemitic landlady was renounced, and another apartment found. But her blunder left its mark. Back on the street my mother made a vow. Her unborn baby would have a label proclaiming his race to the world. He would be called "The Jew."
bu da oglu hakkinda:
Mr Menuhin outed himself as a clear sympathiser with the neo-Nazi cause in two published interviews this month. In Deutsche Stimme, voice of the National Party of Germany, he used classical anti-Semitic language while still staying within the boundaries of German law.
“An international lobby of influential people and organisations is trying to keep the Germans under pressure,” he said. “Some nations — mainly America, but other Europeans, too — are profiting from an obedient Germany.”
It was unfair, he said, that Germany should continue to be punished for its Nazi past. “The main tool of this endless blackmail was supplied by the Germans themselves, although the tainted period of 12 years really was only 12 years in over 2,000 years of immaculate development.”
http://www.timesonline.co.uk/tol/news/world/europe/article590304.ece
anlamadigim yahudi olup nasil neo-nazi olunuyor?... baya bariyerli bir kariyer plani...
Thursday, April 3, 2008
Tuesday, April 1, 2008
Capturing the Friedmans
Oldukca iyi bir muhitte ikamet eden, aile babalari ogretmen emeklisi
Belgeselde polisle, dedektiflerle, savciyla yapilan roportajlar vesairenin yanisira David’in davanin en basina aldigi video kameranin surekli olarak kayit eder halde olmasi filmin en onemli ozelligi. Ailenin tum tartismalarini, neleri yasadiklarini, verdikleri kararlari, ne var ne yoksa hepsi kaydedilmis ve ortaya baska hic bir yerde rastlanamayacak bir bir sahitlik cikmis.
Surekli inanamadigim bir seyler oldu; davalarin ilerleyisi, ailenin parcalanisi, Jesse 12 yil sonra hapisten cikarken kameranin yine orada olusu, Arnold’un Jesse’ye sigortadan para kalmasi icin intihar etmesi vs vs vs. BBG’ydi Ikinci Bahar’di falan filan hikaye, this is Reality TV.
Sundance 2003 Buyuk Juri Odullu bu arada.
Alacaksaniz special edition’ini alin. Special edition’da filmin premiere’ine katilan yargic, dedektifler, ailenin tum uyeleri, avukatlarin birbirlerine girmesi filmin devami niteliginde.
Friday, March 28, 2008
ona sevdigimi soyle...
bazilarinin bildigi bazilarinin bilmedigi bir kitap aldim bir sahaftan; kitabin adi yukaridaki baslik; bir kisa hikayeler derlemesi, (bu arada kitap ve film bazinda kisa olan her seye bayiliyorum ) yazari, tarik dursun k. (hikayenin ismi "eşik");
"Bağevinin kapısını açtığında, korkunu hemencecik sezmişti. Önden sen giresin diye yana çekildi, durdu. Yüzüne bakamıyordun, korkuyordun, korkuyordu.
Çenesinden tuttun, kaldırdın, gözlerinin içine baktın. O da baktı. Görmüyordun onu.Elini aldın, soğumuş parmaklarını birleştirdin. Kuşkuyla -ne gereği vardı oysa? Hiç!_çekti, kurtadı. Bakıştınız. Anladın. İlkten sen içeri girdin. .................................................................."
böyle başlayan, başladığı gibi de aniden biten bir kısa hikayeler silsilesi bu kitap; bence harika; neyse sizi açmaz büyük ihtimalle;
si yu in anadı layf brodha!
Thursday, March 27, 2008
news...news..news
takip edilesi blog
phukete yerlesmis barini acmis, guzel guzel anlatıyo, gercekten takdire sagayan cesaret vs. fazla soze gerek yok blogundan takip eder belki zatialleriniz
(1.aslinda film elestirisi blogu)
(2.bizim muhabbet sıkıcı sıradan ve yavan tabi, belki bu ilgilinizi ceker, cekmezse de f.off)
Tuesday, March 11, 2008
smashing caribou concert

kredi karti ekstresine bakip hayatınizi sorgulamak

this blog is not a dead cold place(haiku)
hic mi paylasacak bir seyiniz yok
yaziklar olsun yahu
Thursday, March 6, 2008
Wednesday, March 5, 2008
Thursday, February 21, 2008
Wednesday, February 20, 2008
Tuesday, February 12, 2008
yine o gunlerden biri daha
Saturday, February 9, 2008
cuma gecesi eve donus
bu gecelik urban hikaye olsun buda.eyfs..
Wednesday, February 6, 2008
Titancilar ve 90'lar
Salı günü gazetelerde iki haber dikkatimi çekti. İlki Titancılar diye bildiğimiz saadet zinciri teşkilatı kurucusu Kenan Şeranoğlu’nun hapisten çıkması diğeri de, gece hayatı kültürüne imza atmış olan işletmeci Ceylan Çaplı’nın ölüm haberleriydi.Birbirleriyle alakaları yok bu haberlerin..Ancak iki haber bir araya gelince dönüp 90’lara bakmama neden oldu... Ceylan Çaplı’nın işlettiği mekanlar bir anda aklıma geldi.2019... 14... 20...Kenan Şeranoğlu’nun doğum günü partisinde Tarkan’ın yakalarsam mıç mıç şarkısına kıvrak figürlerle dans edişi falan gözümün önüne geldi. Sonra hesap ettim kitap ettim gördüm ki epey bi’ zaman geçmiş..Oysa daha dün değil miydi ya? Nirvana’nın kültür yaşantımıza saplanmasının üzerinden 15 yıl geçmiş. İki de babam verse, biraz çalıp çırpsam eder 20 yıl! Yani pek de daha dün değilmiş.Daha bundan üç-beş yıl önce 80’lerin nostaljisini yapmıyor muyduk? “80’lerde çocuk olmak” geyiği hâlâ dolanıyor Facebook’ta! Sıra 90’lara mı geldi yoksa?Nostaljiye temelde kılım. “Ne güzel günlerdi” söylemine daha da kılım. Benim geçmişe yönelik heyecanım daha çok popüler kültür madenciliği-lodosçuluk da diyebiliriz buna- boyutunda.Engin Ardıç yazmıştı geçen gün. Yıllar önce okuduğun bir eseri yeniden okumanın yeni keşiflere, yeni değerlendirmelere neden olabileceğini anlatmıştı.Benimki de o hesap biraz. Müziği, mekanı, türban sorunu, filmi, ekonomik krizi, özel radyo-tivisi, kitabı, dergisi, modası ne varsa bi’ bakmakta fayda var.Bohçayı karıştıralım biraz. Mesela 2019 dışında mekan olarak nereler vardı? Kemancı, Sis, Flatline, Gode, Gayfe, Şamsa, Paşa, Çubuklu 29.Kenan Şeranoğlu dışında aklıma ilk gelen yalandolancılar Selçuk Parsadan ve Hasan Mezarcı...Sinema? İnsanlık tarihi bence en iyi filmleri 90’larda çekti. Matrix, Brave Heart, Train Spotting, Seven, Forrest Gump, Good Fellas ve tabii ki de Big Lebowski!Peki ya müzik? İkonların ve aracıların yıkıldığı, müzik ve uyuşturucu kültürünün başka bir boyuta geçtiği dönemden söz ediyoruz 90’lar söz konusu olunca. Bu döneme haksızlık ettiğimi ve son birkaç yıldır yeniden keşfetmeye çalıştığımı söylemem gerek. Nirvana, Oasis, Faithless ve Shakira! Öte yandan mp3 formatı ve download kültürüne giriş...90’larda moda oduncu gömleğinden ibaretti diye hatırlıyorum. Bi’ de kep takılırdı galiba.Türk popunun ve televizyonlarının uçuşa geçtiği yıllardı 90’lar. Kimlerin gelip kimlerin geçtiğini düşünüce, 90’lı yılların fena halde kıvama geldiğini, tüketime hazır olduğunu müjdelemekten başka bir yol kalmıyor.Aslına bakarsanız 90’lar kendi yerli popüler kültürümüzün en yoğun şekilde biçimlenmeye başladığı yıllar oldu. Bana 90’ları çağrıştıran iki haber ve karakter bakın nerelere getirdi. Vakti gelmişti mi demek gerekiyor bilmiyorum. Bohça açıldı nasılsa, isteyen dadansın, çok malzeme var!
Monday, February 4, 2008
'Ölmedim; yaşıyorum' | |
ANKA Sanatçı İlhan İrem, bazı internet sitelerinde İlhan İrem Öldü şeklinde haberler ve yorumlar üzerine, Ölmedim. Eşimle ve sevdiklerimle birlikte mutlu bir hayat yaşıyorum. Türkiyede sanat ve değerler öylesine büyük bir çöküşe uğradı ki, kendi isteği ile bunların dışında kalan, popüler gündemin uzağında olan bir sanatçı, ölmüş veya en iyi ihtimalle hasta kabul ediliyor açıklamasını yaptı. Son zamanlarda, bazı internet sitelerindeki İlhan İrem Öldü şeklinde haberler ve yorumlar üzerine yazılı bir açıklama yapan İlhan İrem, Maksatlı olarak yapıldığını düşündüğüm bu tip haberlerin, telefon tacizleri ve sevdiklerime başsağlığı mesajları boyutlarına ulaşması üzerine bu açıklamayı yapıyorum. Ölmedim! Eşimle ve sevdiklerimle birlikte mutlu bir hayat yaşıyorum dedi. İrem, Türkiyede sanat ve değerlerin büyük bir çöküşe uğradığını ve kendi isteğiyle bunların dışında kaldığını belirterek, Popüler gündemin uzağında olan bir sanatçı, ölmüş veya en iyi ihtimalle hasta kabul ediliyor. Bütün bunlar, ülkenin yaşadığı ağır beyin hasarı ve kısır gündeme kilitlenmiş dumuru içinde, uzun zamandır gerçek sanatçıların varlığının ve yapısının unutulmuş olmasından kaynaklanıyor dedi. Bu yıl sanat hayatının 35. yılını kutlayacağını, konserler ve iki albümle sevenleriyle buluşmayı planladığını belirten İrem, şunları kaydetti: Toplum televizyonlara kilitlendi. Ama tüm hayatın bundan ibaret olmadığının en güzel kanıtıyım. Kaçış ya da kırgınlık değil, net bir tavır ve karşı duruş içindeyim. Yazdıklarım ve yaşadıklarımla huzurluyum. Geçtiğimiz yıl, 14 sene aradan sonra, sonuncusu, 25 Ağustos 2007de Kuruçeşme Arenada gerçekleşen dört konser verdim. İzleyicilerimle tekyürek olduğumuz tarifsiz yürek büyüleri yaşandı. Bu konserlerin olağanüstü atmosferinin, müzik çevrelerinden bazı isimleri rahatsız etmesi sonucu, yeni konserler ve albüm hazırlıklarımda, bana karşı bir engelleme çabasının olduğunu belirtmeliyim. Duyduklarım ve yaşadıklarım bende kalacak şekilde, bu konuyu kapatıyorum. Konserler sürecek. Albümler çıkacak. Yaşıyorum. |
Wednesday, January 30, 2008
soldier's poem
muse
Wednesday, January 23, 2008
life on mars

http://www.dailymail.co.uk/pages/live/articles/news/news.html?in_article_id=509693&in_page_id=1770
beyler, akin nam-i diger kurt'un yillardir arada bir bizlerle paylastigi bir uyarisi vardir:"bu hayatta hic beklemedigimiz buyuk felaketlere hazirlikli olun" diye..bu haberi okurken aklima geldi sizlerle paylasmak geldi icimden ..bir de su marduk olayi vardi 2012 miydi neydi,noldu o olaya ya?gundemden biraz dustu sanirim..acaba bir baglantisi var mi?bu mars'ta harbiden yasayan biseyler varsa baya ironik olmaz mi bu arada?
Saturday, January 19, 2008
Wednesday, January 16, 2008
pazar aksamlari vol.2
"baby i would all my life" diyo diye dusunup hic bi anlam veremiyodum...
"Hey, I've looked All my Life for you
And now you're here" imis meger
baya salak bi sarkiydi bu arada
Monday, January 14, 2008
Antu ve Mitoloji
Buyrun size link: http://forum2007.antu.com/KonuOkuZiyaretci.aspx?gID=82&fID=11&kID=2463&sayfa=1&cevap=5
Okuyun, okuyun gulun. Ozellikle 29.12.2007 tarihinde Burak Çetin tarafından yazılanı okuyunca patladim. Bastan sona okumaya deger.
Sunday, January 13, 2008
pazar aksamları neden moraller sıfır olur?(kısa film sinopsis)
akilli ol uefa - herkes akilli olsun
sir,
are you from fenerbahçe or from besiktas, the turkish other football teams.they are our together & forever competitors. you say that turkish can not come to the match. but we must come!the supporters are the twelweth player in a team,why are we playing with one player absent!
we protest you! as you know english police still carry no gun,and they say that they can not protect turkish from the holigans!so why are they still not carrying guns.everybody must be clever! if no turkish for the match,then why are we not making the match in a sideless stadium. galatasaray will take the cup anyway,we are just protesting.this is only protesto but if no protesto is enough we know other ways.
uefa must be clever. ... everyone must be clever. ...
nabza gore serbet
1942: 29 yasindayken bir sekilde Stalin'in dikkatini cekiyor, Stalin SSCB milli marsinin sozlerini yazmasini istemis... Bu versiyonda Stalin'e fazla sayida referans varmis.
1953: Stalin oldukten sonra destalinizasyon kapsaminda mars, sozleri okunmadan kullanilmaya baslaniyor.
1970: Icinde Stalin gecmeyen yeni sozleri yaziyor, 1977'de anca onaylaniyor, 1991'e kadar mars bu sozler ile kullaniliyor.
1991: Yeltsin marsi iptal ediyor.
2000: Putin marsi geri cekiyor, Mikhalkov 87 yasindayken mars icin tekrar yeni sozler yaziyor.
30 yilda bir milli marsa soz yaz - tam milli sair... sergen yalcin hareketleri gibi olmus ama abininki...
Saturday, January 12, 2008
elivacivokke
U.S. Patent No. 5,255,452 filed by Jackson describing the anti-gravity lean:
teo-dor
neyse adamcagiza kotu davranmak icin birisi 'a-rakci teo' diye bir youtube videosu hazirlamis....bazilari baya benziyo gercekten..
bu arada serdar ortac'in veya baska bir abinin bir vecizesi vardi 'muzikte zaten yedi tane nota vardir ister istemez butun sarklar birbirine benzer' diye yillar once arakcilik suclamalarina karsi benimde aklima geldi bu muhtesem ozdeyis.
herseye ragmen iyisiyle kotusuyle biz yine de teoyu seviyoruz.
teodor teodor
i adore i adore
http://www.youtube.com/watch?v=MYLTJ0kW_5o
Friday, January 11, 2008
bulent
Beyler kucuk kuklanin adi Bulent... Ben hatirlamiyorum Susam seyretmeyi birakmistim velet ciktiginda ama adinin Bulent olmasi cok komik...
Wednesday, January 9, 2008
good pricing
|
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Tuesday, January 8, 2008
Friday, January 4, 2008
Australian Tourism Website Q&A
A: We import all plants fully grown and then just sit around watching them die.
Q: Will I be able to see kangaroos in the street? (USA)
A: Depends how much you've been drinking.
Q: I want to walk from Perth to Sydney - can I follow the railroad tracks? (Sweden)
A: Sure, it's only three thousand miles, take lots of water.
Q: Is it safe to run around in the bushes in Australia? (Sweden)
A: So it's true what they say about Swedes.
Q: Are there any ATMs (cash machines) in Australia? Can you send me a list of them in Brisbane, Cairns, Townsville and Hervey Bay ? (UK)
A: What did your last slave die of?
Q: Can you give me some information about hippo racing in Australia? (USA)
A: A-fri-ca is the big triangle shaped continent south of Europe. Aus-tra-lia is that big island in the middle of the Pacific which does not..
oh forget it. ..... Sure, the hippo racing is every Tuesday night in Kings Cross. Come naked.
Q: Which direction is North in Australia? (USA)
A: Face south and then turn 180 degrees. Contact us when you get here and we'll send the rest of the directions.
Q: Can I bring cutlery into Australia? ( UK)
A: Why? Just use your fingers like we do.
Q: Can you send me the Vienna Boys' Choir schedule? (USA)
A: Aus-tri-a is that quaint little country bordering Ger-man-y, which is...oh forget it. Sure, the Vienna Boys Choir plays every Tuesday
night in Kings Cross, straight after the hippo races. Come naked.
Q: Can I wear high heels in Australia? ( UK )
A: You're a British politician, right?
Q: Are there supermarkets in Sydney and is milk available all year round? (Germany)
A: No, we are a peaceful civilization of vegan hunter/gatherers. Milk is illegal.
Q: Please send a list of all doctors in Australia who can dispense rattlesnake serum. (USA)
A: Rattlesnakes live in A-meri-ca which is where YOU come from. All Australian snakes are perfectly harmless, can be safely handled and make good pets.
Q: I have a question about a famous animal in Australia, but I forget its name. It's a kind of bear and lives in trees. (USA)
A: It's called a Drop Bear. They are so called because they drop out of Gum trees and eat the brains of anyone walking underneath them.
Q: Do you have perfume in Australia? ( France)
A: No, WE don't stink.
Q: I have developed a new product that is the fountain of youth. Can you tell me where I can sell it in Australia? (USA)
A: Anywhere significant numbers of Americans gather.
Q: Do you celebrate Christmas in Australia? (France)
A: Only at Christmas.
Q: Will I be able to speak English most places I go? ( USA)
A: Yes, but you'll have to learn it first
yılbasi kutlamalari-santa vs naso

'Noel Baba'nın herhangi bir babalığını görmedik'...
enteresan tabi..radikalde okudugum bu haber son zamanlarda tam bir anlam veremedigim haberler listesinde en baslarda..
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=243263
".......Ekranda yansıtılan görüntülerde Noel Baba ile Nasrettin Hoca karakterleri karşılaştırıldı. Nasrettin Hoca için 'herkesin babasıdır' ifadesi kullanılırken Noel Baba için "Aslen Antalyalıdır, ama asimile olmuştur" denildi. Karşılaştırma şöyle devam etti: "Noel Baba bütün çocuklara hediye vermek gibi 'imkânsız bir fikrin' kahramanıdır. Nasrettin Hoca parayı veren düdüğü çalar dürüstlüğüyle realist bir kimsedir. Noel Baba çam ağaçlarının toplu katliamında başrol oynar. Nasrettin Hoca sadece kendi bindiği dalı keser. Noel Baba geyiklerin çektiği kızakla üstelik uçarak itici bir sürreailete içindedir. Nasrettin Hoca eşeğine ters binerek real ortamda sürreallik gösterdiği için daha çarpıcıdır. Noel Baba herhangi bir babalığını görmediğimiz bir babadır. Nasrettin Hoca hepimizin hocasıdır." "
acikcasi shovun bu "santa vs. nasrettin" kismini hazirlayan kimsenin duyarli tespitlerine ne yalan soyliyim hayran kalmadim degil...şaka yapmiyorum..ozellikle santa icin "imkansiz bir fikrin kahramanidir, itici bir surrealite icindedir", nasrettin icin "real ortamda surreallik gostermektedir" seklindeki tespitleri gercekten i-na-nil-maz!
1)Not:
az once konuyla ilgili Levent kardesimle yaptigim gorus alisverisine gore, yukarıda yapilan tespitler lemandan arakmis.bu durumda bu olayi hazirlayan kisi Leman dergisinden arakladigi bu laflarin Zeytinburnu'ndaki haremlik seramlik crowda hitap edecegini ve eglendirecegini dusunmus..bu da baya bi dusundurucu aslinda.



