Friday, December 7, 2007

burn down the disco, hang the blessed dj

Sinaytin sehri terketmesini muteakip, gunumu onceki hizli gecenin yorgunluk ve pismanligiyla basederek gecirirken aksamustune dogru last.fm’de gozume bir konser takildi. Grup, the Smiths Indeed. Isim bence olmamis, ne demek indeed? Smiths smiths iste baska smiths mi var. Neyse cumartesi aksamini smiths dinleyerek hafifce gecirme, sonra da 10’da eve donme fikri gayet mantikli geldi, konser de zaten yurume mesafesinde oldugundan Islington Carling Academy’e dogru yola koyuldum.

Bira secenegi cok az, Carling cesitlerinden ibaret (haliyle), neyse yine de kesinlikle kotu degil.

Adamlar ciktiklarinda bi “noooluyoruz?” hissine kapildim. Vokaldeki adam tam bir imposter cikti. Emral gibi yapmis olup kendisine Dorrissey bile dedirtiyor olabilir. Saclari, gozlukleri ayni, pantalonunun cebinden cicekler cikiyo falan.

Bu hali sevmedim tabi. Lakin grup calmaya baslayinca affettirdi kendisini. Valla iyi caliyolardi, iyi de soyluyorlardi. Gitar zorlandi haliyle, Marr babanin numaralarini yapamadigi zamanlar oldu ama crowdda bunlari mazur gormeyen olmadi.

Crowdun bir kismi 40 yaslarinda, kelli felli, gobekli, saglam bira icen, cocuklari muhtemelen tepelerinde oynamaya bayilan adamlar ve beyaz sarap/gogus dekoltesi seven kadinlardan olusuyordu.

Bu kisileri gordukten sonra kendimi Smiths fani falan saymiyorum. Gozleri doluyordu bicok zaman, sarkilari falan hic sektirmediler. Abiler basta agirbasli durup eslik etmekle yetindiler ama biranin da etkisiyle ortalardan itibaren eller havaya yaptilar, dans edip zipladilar. 15 yil sonrasini dusunup benim de huzunlendigim zamanlar oldu.

Smiths konserine gidememis olmanin acisini bir kez daha hissettim. Lamba cininden kesin isterim bu arada 80’lerin basi/ortasi arasinda Arkin Balikcioglu ile bikac aylik Manchester tatili. Buzzcocks’dan gir Joy Division’dan cik mutlu mesut takiliriz.

Her neyse crowdun bir kismi da 19 yaslarinda genclerdi. Ayni hakimiyet seviyesinde olmasalar da onlar da baya seviyorlardi sarkilari.

Sarki secimleri gayet iyiydi agir toplarin hepsini caldilar ve How Soon Is Now’u calmadilar. How Soon’un olmamasi gayet olumluyken Rubber Ring ve The Boy With a Thorn’un calmamasini yadirgadim ama kisisel favorilerim Stop Me ve William beni costurmaya yetti. Ikinci bisten sonra There Is a Light calarken cok fena kopan bayanlar oldu, hungur hungur agladilar; ilginc bir goruntuydu.

Bu arada Dorrissey taklitciligi iyice abartip orijinalinin yaptigi gibi “The Queen is Dead” pankarti cikartti. Her neyse ben memnunum, bu da Dorrissey:

No comments: