Wednesday, December 19, 2007

adasimi buldum


Yillardir kendimi Ingilizce tanitmak durumunda kaldigimda merhabalasma ve isim soyleme kismindan sonra bir cok kez "what does it mean?" sorusuyla karsilastim. Cocuklugumdan beri de bu soruya cevabim "Lord of the Skies" olageldi (hayir bunu soylemeye basladigimda LOTR'den haberdar degildim). Ne icin "Sky" degil de "Skies" dedigimi ben de bilmiyorum hatta baya degman/yanlis buldugum da bir cok zaman oldu. Ancak degman bulmama ragmen aliskanlik iste, bu sekilde devam etti. Boyle bir lafa da hic rastlamamistim, ta ki bir kac gun oncesine kadar:

"As the top drug trafficker in Mexico, Amado Carrillo Fuentes was transporting four times more cocaine to the U.S. than any other trafficker in the world, building a fortune of over US$25 biilion but this was in Mexican Peso's. He was called El Señor de los Cielos ("The lord of the Skies") for his pioneering use of over 27 private 727 jet airliners to transport Colombian cocaine to municipal airports."

Hmm... Olmus ancak adasim... Goruntusunu degistirmek icin yuzune estetik ameliyat yaptirirken masada kalmis. Film gibi vallahi...

27 Jet, 25 milyar dolar falan cok iyi de sonradan lastigi buyuk patlamis:

Sunday, December 16, 2007

ne CIA'den ne de Soros'tan para aldim, almam da!

Bir kisim medya, CIA ve Soros'dan para aldigimi iddia ediyorlar, buyrun asagida:

"George Soros'u duymayan bilmeyen yoktur; Balkanları ve Ortaasya'yı "renkli ihtilal"ler ile "nizam"a sokmaya calisan bir Macar Yahudisi... Bir yahudi oldugu icin de "-karakteristik özellik galiba- "PARA SPEKULATÖRÜ"...

Kurdugu "Açık Toplum Vakfı" ile "kendi!!!" düşüncelerini yaymaya çalışıyor; biliyorsunuz bu "Açık Toplum"dan bizim memlekette de var...

İşte bu "Açık Toplum Enstitüsü" ile "Aydın Doğan Vakfı", -2003 yılında- "genç gazetecilere" yönelik bir faaliyette bulunup onları "eğittiler".."

İşte OSIAF kaynaklarından Soros bağlantılı Medyatikler:

....

204. Gökçe Tüylüoğlu

205. Gökçer Genç

206. Gökhan Özcan

207. Gökhan Sontuna

208. Gökhan Tümel

209. Göksan Göktaş

210. Göksenin Göksel

211. Gülderen Koşar

212. Güler Kazmacı

213. Gülhan Bilen

214. Gülin Güneri.

.....

Kaynaklar:

ihvanforum

George Soros'un egittigi Turkler

(Isn't it great?)

Saturday, December 15, 2007

follow-up

soz vermis oldugum uzere arastirmami yaptim, ingilizce bir degmandanmis.

Results 1 - 10 of about 2,000,000 for life is short break the rules laugh. (0.44 seconds)

Life is short, break the rules, forgive quickly, kiss slowly, love truly, laugh uncontrollably and never regret anything that made you smile.

Turkce versiyonlarin ikisinin de sicmis olmasi cok komik

7 Farki Bulun

Birisinin feysbuk wall'unda gordum, 40 dakika arayla post edilmis. Harika oldugunu dusunuyorum:

yyyyyy wroteat 2:56am on December 7

Hayat çok kısa,
Kuralları yık,
Çabucak affet!
Usulca öp,
İçten sev,
Kontrolsüzce gül!
Ayrıca, seni güldüren hiçbir şeyi ihmal etme…

Bunu, 2008’de kaybetmeyi istemediğin herkese gönder…
Bana bile :)

xxxxxx wroteat 2:12am on December 7

Hayat kısa,
Kuralları yık,
Kolay affet,
Yavaşça öp,
Kalpten sev,
Kahkahalara boğul,
Ve yüzünü güldüremeyi başaran hiçbir şeye sırtını dönme

Bunu sevdiğin ve kaybetmek istemediğin tüm arkadaşlarına 2007 bitmeden gönder..

Acaba hangisi orijinal? Ve orijinali kendisine geldikten sonra fine tuning yapan biri mi var? Birbirlerinden bagimsiz Ingilizce bir degmandan tercume de olabilirler... Bunu arastiracagim

Thursday, December 13, 2007

I don't think He is

Garpci bir izlenim vermek istemem ancak noel zamani bu kadar mainstream bir derginin boyle bir ibareyi kapaktan verebiliyor olmasi ilginc. Iyi mi kotu mu onu bilmiyorum.




Wednesday, December 12, 2007

Fuck!

bilen biliyordur, londrada isledigimiz gunahlar dizisinin son saatlerinde, gece yarisini iki-uc saat gece kredi kartimi bir sekilde kaybetme gafletinde bulunmustum.Kredi kartimi kaybettigimi anlamam (vede ayılmam) yaklasık bes saatimi almis ve anlar anlamaz bu karti iptal ettirmistim.Bugun evime gelen ekstrede (nedense butun gunde keyifsizdim) kotu bir suprizle karsilastim:Kredi kartimi alan sahis bu bes saatlik dilimde X00 poundluk bir harcama yaparak kredi kartinin limitini bitirmeyi basarmis.Sasirdim mi? Hayir.Bekliyor muydum?Hayır.Bankayı aradıgımda karsıma cıkan dallama-aslında dallamalar 3 kere triple check etmek icin aramistim-bana hic bir harcama gozukmedigini en son harcamamı cok oncelerde yaptıgımı soylemisti...Canım mı sıkkın? Evet.Moraller sıfır mı?Evet.her gunahın bir ekstresi var galiba.

bir de isin su su bankadaki dallamalarla muhatap olma yonu varki-daha bunaltıcı cok az seyle karsılastım heralde.bu arada makinaya karsi konusmak-biseyleri yanlıs tuslamak-ve o kacınılmaz bekleme muzikleri..neyse..aklımda nedense morriseyin veya nam-ı diger dorriseyin "the world is full of crashing bores"

".....Lamenting policewomen

policemen, silly women taxmen,

Uniformed whores,

They who wish to hurt you,

Work within the law,

This world is full, so full of crashing bores........."

cekirdeksanatevi

Artik inaktif olan gecmiste de cok aktif oldugunu dusunmedigim yavsaks adli email grubuna bir yayinevinden email geldi. Soyle diyor:

“Bir Bienal, Bir Bilanço” adlı bu kitap 10. Uluslararası İstanbul Bienali’ni kuramsal açılardan irdeleyen, bu düzlemin olgu bilgisi ekseninde bundan sonraki bienallere ve benzer başka sergilere de ışık tutacak açılımlara işaret eden bu kapsam ve boyutta hazırlanmış ilk çalışmadır…

…Kitaptaki yazılar son yıllarda sanat ortamını ahtapot gibi sarmalayan küratöryel sistem ve sanatın özgün, bağımsız ve özgür kimliğini, üretkenliğini karanlık odakların hizmetlerine teslim etmek isteyenlere karşı muhalif duruşa sahip bir hakikat yolculuğu denemesidir…”

Bu sacmalikta bir sey az duydum. Komik tabi de bir yandan da ayip. Hos aklibasinda biri prim vermez de bu tip karmasik/soyut zirvaliklar yazdikca kotu ornek oluyorlar gibi geliyor bana. Bu zirvayi kimse yemez diye dusunuyor insan ama yiyen, boyle konusmaya calisan kisiler varsa cok kotu. Ustune bir de bienale falan katiliyorlarsa icler acisi.

Bienal bir boka benzemiyordu bu arada. Belki iki-uc is gormusumdur hosuma giden, onlar da baya derme catmaydi. Temasini da sallayan yoktu sanirim. Ancak IMC’ye gidemedigimi eklemeliyim.

Cevap atacaktim bu arada, yazdim ama yollamadim. Hak ediyorlar aslinda yollamaliyim belki de. Neyse yollamadigim cevap su:

“(biseyler biseyler)……Bana ulastirdiginiz mailde yer alan "Bir Bienal, Bir Bilanço adlı bu kitap 10. Uluslararası İstanbul Bienali'ni kuramsal açılardan irdeleyen, bu düzlemin olgu bilgisi ekseninde bundan sonraki bienallere ve benzer başka sergilere de ışık tutacak açılımlara işaret eden bu kapsam ve boyutta hazırlanmış ilk çalışmadır." pasaji hicbir sey ifade etmemektedir. Duzlemlerin olgu bilgilerinin eksenleri yoktur ve sonraki bienallere isik tutacak acilimlara isaret edilmez.Onlari yazan ile bunlari okuyan siz ayni kisiyseniz ve yonetici pozisyonunda bulunuyorsaniz lutfen tanitim yazilarini yazmasi icin birini ise alin. Eger bu tip yazilar yazmak icin ise alinmis biriyseniz lutfen ozen gosterin.”

TDK'dan bakarken ornek olarak Haldun Taner’in sozleri cikti:

“Pek sevinmez görünmek, bazı entelektüel bozuntularının oldum olasıya başvurdukları pis bir numaradır.”

P.S. Sinirli bir tonda yazdim ama harika gercekten de gelen mesaj, cok komik bir daha okuyun.

Lastigi Kesinlikle Patlak:

http://www.cekirdeksanat.com/

Monday, December 10, 2007

History

30 kusur yil (x) once Sex Pistols kuruldu. Yine 30 kusur yil once (x-1) yeni yeni taninmaya baslarken 1976 yazinin basinda Manchester’daki ilk konserlerini verdiler. O gun dunya muzik tarihi degisti. Lesser Free Trade Hall’un ust katinin kucuk odasindaki konsere 42 kisi geldi. Sonradan bir cogu birbirleriyle, bir cogu da tum dunya ile tanistilar.

3 ay oncesinde bir grup kurmus olan ancak sevgili arkadaslarim Afro ve Sinaytla kurdugumuz gruptan sadece biraz daha fazlasini yapmis olan (henuz) Pete Shelley ile Howard Devoto New Musical Express (NME)’de Sex Pistols’un ilk konserlerinin review’unu okuduktan sonra Subat 76’da Londra’ya Pistols konserine giderler (gelirler :). Baya etkilenirler ve yaz basinda Manchester’da konser vermeleri uzerine grupla anlasirlar. Organizasyonu yapan Buzzcocks’in ilk gigi Manchester’daki Sex Pistols konserinin acilisi olacaktir.

Bernard Sumner ve Peter Hook konserden o kadar etkilenirler ki ortada fol/yumurta yokken konserin ertesi gunu bir gitar ve bas alirlar ve yine konserde olan arkadaslari Terry Mason ile beraber bir grup kurarlar. Manchester’daki Virgin Records’a astiklari bir pano ilani ile de sarkici aramaya baslayan ucluye kendileri gibi surekli konserlerde gordukleri Ian Curtis basvurunca secme bile olmadan katilir. Joy Divison kurulur.

Konsere tek basina gelen Steven Patrick Morrissey’in The Smiths’i kurmasina 6 yil vardir.

Konserdekilerden Paul Morley konserden bir sene sonra NME icin yazmaya baslayacak, dunyayi punk ile tanistiracaktir.

Tony Wilson da konserdedir ve konser sonrasinda Sex Pistols’i televizyona cikarir ve Factory Records’u kurmaya karar verir. Happy Mondays, The Durutti Column, A Certain Ratio vs vs ile birlikte Hacienda’nin ve dolayisiyla clubbing’in temelleri de konserde atilmistir denebilir.

Bu super adamlardan baska konserden sonra grup kurmaya karar veren Mick Hucknall diye bir lavuk da bulunmaktadir. Kendisi daha sonradan Simply Red’i kurmustur. Bu grup en nefret ettigim gruplardan, Stars en nefret ettigim sarkilardan biridir.

Ulkemiz gencligi bu muzikleri Nouvelle Vague albumlerinden takip edecegine biraz merakli olsa ben kesin daha mutlu olurum, ulkemiz icin cok farketmeyecek olsa da zararin neresinden donulse kardir.

P.S. :Konu benim superarastirmaci halimden turememistir, gayet mainstream bir hali vardir, filmlere falan konudur.

xBox :Baskalari da var konserde sonradan grup kuran, produktor olan… you do the google...

Patlaklara Yama:

Buzzcocks’u, Smiths’i, Joy Division’i, Sex Pistols’i, Tony Wilson’i, hic birini bilmiyorum, 50 firin ekmek siparis etmek istiyorum:

Cok param var : http://www.paul.fr/

Cok param yok : http://aykutekmek.com/

Inmislere Hava:

I Swear I Was There: The Gig That Changed the World (Kitap): http://www.amazon.co.uk/Swear-Was-There-Changed-World/dp/0954970497

BBC: http://www.bbc.co.uk/manchester/content/articles/2006/05/11/110506_sex_pistols_gig_feature.shtml


"Ne diyo lan bu Amerika'yi bastan mi kesfediyoruz" diyenler icin edit: Yaziyi yazdigim aksam 24 Hour Party People'i seyredeyim dedim. Baya da olmustu son seyrettigimden beri, filmin ilk 10 dakikasi bu konserden baya detayli bahsediyormus. Varligini hatirliyodum da boyle detayli oldugunu degil.

p.s.2 - aykutekmek linkine bakmadan gecmeyin


Friday, December 7, 2007

burn down the disco, hang the blessed dj

Sinaytin sehri terketmesini muteakip, gunumu onceki hizli gecenin yorgunluk ve pismanligiyla basederek gecirirken aksamustune dogru last.fm’de gozume bir konser takildi. Grup, the Smiths Indeed. Isim bence olmamis, ne demek indeed? Smiths smiths iste baska smiths mi var. Neyse cumartesi aksamini smiths dinleyerek hafifce gecirme, sonra da 10’da eve donme fikri gayet mantikli geldi, konser de zaten yurume mesafesinde oldugundan Islington Carling Academy’e dogru yola koyuldum.

Bira secenegi cok az, Carling cesitlerinden ibaret (haliyle), neyse yine de kesinlikle kotu degil.

Adamlar ciktiklarinda bi “noooluyoruz?” hissine kapildim. Vokaldeki adam tam bir imposter cikti. Emral gibi yapmis olup kendisine Dorrissey bile dedirtiyor olabilir. Saclari, gozlukleri ayni, pantalonunun cebinden cicekler cikiyo falan.

Bu hali sevmedim tabi. Lakin grup calmaya baslayinca affettirdi kendisini. Valla iyi caliyolardi, iyi de soyluyorlardi. Gitar zorlandi haliyle, Marr babanin numaralarini yapamadigi zamanlar oldu ama crowdda bunlari mazur gormeyen olmadi.

Crowdun bir kismi 40 yaslarinda, kelli felli, gobekli, saglam bira icen, cocuklari muhtemelen tepelerinde oynamaya bayilan adamlar ve beyaz sarap/gogus dekoltesi seven kadinlardan olusuyordu.

Bu kisileri gordukten sonra kendimi Smiths fani falan saymiyorum. Gozleri doluyordu bicok zaman, sarkilari falan hic sektirmediler. Abiler basta agirbasli durup eslik etmekle yetindiler ama biranin da etkisiyle ortalardan itibaren eller havaya yaptilar, dans edip zipladilar. 15 yil sonrasini dusunup benim de huzunlendigim zamanlar oldu.

Smiths konserine gidememis olmanin acisini bir kez daha hissettim. Lamba cininden kesin isterim bu arada 80’lerin basi/ortasi arasinda Arkin Balikcioglu ile bikac aylik Manchester tatili. Buzzcocks’dan gir Joy Division’dan cik mutlu mesut takiliriz.

Her neyse crowdun bir kismi da 19 yaslarinda genclerdi. Ayni hakimiyet seviyesinde olmasalar da onlar da baya seviyorlardi sarkilari.

Sarki secimleri gayet iyiydi agir toplarin hepsini caldilar ve How Soon Is Now’u calmadilar. How Soon’un olmamasi gayet olumluyken Rubber Ring ve The Boy With a Thorn’un calmamasini yadirgadim ama kisisel favorilerim Stop Me ve William beni costurmaya yetti. Ikinci bisten sonra There Is a Light calarken cok fena kopan bayanlar oldu, hungur hungur agladilar; ilginc bir goruntuydu.

Bu arada Dorrissey taklitciligi iyice abartip orijinalinin yaptigi gibi “The Queen is Dead” pankarti cikartti. Her neyse ben memnunum, bu da Dorrissey:

Thursday, December 6, 2007

Gig review: Babylon'da bir siyah turk; Ceza



Dolmustayim.Disarida yagmur hiz kesmeden yagmakta.Yanimda biri var.Adam palto seklinde dikilmis beyaz bir battaniye giyinmis.Kiz arkadaslariyla birbiri ardina telefonda konusmakta:".......-senle bir gece guzelce yiyip icelim, hep senin arkandayim vs. vs..."niyetini kolayca belli etmekte ve bagira bagira konusmakta...Evet, hepimizin çok iyi bildiği sınırlı yasanmis, klasik bir Istanbul gece hayatindan ayrılıp, Avrupa yakasından Asya kıtasına yaklasmaktayim.kendime geliyorum., istanbul ve kopru.
Ceza bir "siyah turk".Üsküdarda dogup büyümüş, oradan çıkmış korkunc derecede yetenekli bir müzisyen.Yaptigi muzik hiphop veya rap. Siyah kulturden cikmis, poetik, agresif, karamsar; sosyal içerikli, bir o kadar da elestirel ve keskin.
Mekan:Babylon.değim yerindeyse Istanbulda yaşayan beyaz turklerin gig-kalesi!Bu iki etken birlestigi zaman enteresan "gri-çarpışmalar", kesişimler doguyor; ter kokusu ve armani.Konseri izlerken etrafımıza baktıgımızda, Fatih Akın "Crossing the Bridge:Sound of Istanbul" filminin castingi aklımıza gelmekte. (Tabikide yukarıda oturdugu yerden konseri takip eden
Ceza'nın babası olarak tahmin ettigimiz kisiyi gozden kacırmıyoruz)Dj sette diger bir controversial ney muzisyeni ve dj; Arkın Allen, "corny-world music" olarak tabir ettigimiz, hoşlaşmadığımız , oldukça sıkıcı olan muzigini icra etmekte.G-lokal muziklerini, neyi ve arka fona koydugu club ritimleriyle icra ederken o kadar içimiz bayılıyor ki, kendimizi içerideki sigara dumanından bunalıp havadar girişe yakın bir yerler ararken buluyoruz.


Çıktığımızda disarida yagan yagmurla beraber eve ışınlanma hayalleri kurarken bir yandan icimizden gelen kötü şeyler yapma isteklerine gem vuruyoruz,
bir yandan da diyoruz ki: Eger burası
bir 3. dunya ulkesi ise, ne zaman 2.dunyaya upgrade edecek?bi dakka, ikinci dunya ulkeleri diye bir sey var mi???wikipedyalamaya davet ediyorum sizi..(yukarıdaki resim; "the bears" beyaz battaniye uzerine,1844 W.Turner)


Sunday, December 2, 2007

sacmalamayin

Elle tutulur ilk postumu son bir kac haftadir muhabbetlerimde fazlasiyla yer almis olan bir konuya ayirmak istiyorum: Hindu bir kizimiz tuberkulozdur, bir turlu iyilesmemektedir. Bir gece ruyasinda bir kobra, Hindu tanrisi Shiva’yi temsilen kizi telkin eder, ertesi gunden itibaren kiz iyilesmeye baslar. Bazi kaynaklar kizin hastaligi esnasinda yilanin sutuyle beslenip bu sirada kobraya asik oldugunu soyluyor. Kiz iyilestikten sonra kobra tekrar ruyada, bu sefer kiza kendisiyle evlenmesini soyler. Bunu muteakip kiz evlerinin yakinina 10 yil once yerlesmis olan ve kendisi de lokal bir tanri olarak kabul edilen kobrayla evlenme kararini verir. Dugune 2.000 kisi katilmis, koye kasabaya bereket getirecek diye cok sevinmisler. Olayi yorumlayan taraflarin dedikleri de harika.
Gayler: Erkekler de erkek yilanlarla evlenebilmeliler.
Muhafazakarlar: Bugun gaylerin evlenmesine izin verirseniz yarin olacagi budur.
Hindular: Yilanlarla falan evleniyosunuz tum dunya Hindulari weirdo diye biliyor.

Yorumlardan bazilari:

What if it has a little cobra wife and babies already? Second, what are the snake’s rights? Does he now own her property?

http://www.sepiamutiny.com/sepia/archives/003440.html
http://en.wikipedia.org/wiki/Human-animal_marriage

Yilanla da evlenmeyin ama cidden. Ne varsa kobrada var ama yine de. Indiana Jones’daki kalp sokme sahnesi geliyo aklima... ne guzeldi.



masallah!


dikkat her an patlayabilir!

Bazılarımızın söner lastikleri
Bazılarımızın ki boylar suyun dibini
Lastiikk'i sev-oku-koru
2i 2k var sonunda
Unutma bunu!


ekibimize hayırlı uğurlu olsun

Bismillahirahmanirahim