Thursday, February 21, 2008

The Death Of Mr. Spock


-Nasıl hareket?


-Highly illogical captain...

Tuesday, February 12, 2008

yine o gunlerden biri daha

bir gun onceden tepkimizi verelim.
st.valentines day, s.....g..!
sevmedigimiz gunleri unutmayalim, unutturmayalim.
neyseki bu sene olayin gazi biraz azaldi-havasi indi sanki
lastiikk!

Saturday, February 9, 2008

cuma gecesi eve donus

istiklalde dolmuslara yururken yanımdan gecen birilerinden ercan ,mercan diye biseyler duydum, (ercan isminden hoslanmam bu arada) bu tip dusunceler beynimi kurcalarken AKM nin yanindaki kalkan dolmuslarda kendimi buldum.sahil dolmuslarindan birine bindim ve soforun yanindaki on koltuga oturdum.aklimda o sirada nedense bono denen herifin soyledigi "you are stuck in a moment that you can't get ot of" isimli sarkinin sozleri var nedeni bilmem.aklimda bu laflar, kopruyu gecmis tam gaz giderken arkadan bir ses geldi "hocam yavasla biraz" diye.ben de noluyo dedim, dikkat kesildim sofore odaklandim.baba'nin gozler kapandi kapanacak, harbiden uyuyomu uyumuyomu belli diil. direksiyon elinin altinda donuyo simit gibi bir sag, bir sol seritteyiz allahtan kimse yok heralde saat pek bir gec diye.ben bir anda gerceklige dondum, gozler soforun uzerinde, eger yanlislikla kirarsa direksiyonu,bariyerlere gecirmesin diye, ani bir atraksion yapacak durumda sofore kilitlendim.aklima arkin babanin gecirdigi dolmus kazasi geldi tedirgin oldum.neyse bir sekilde caddebostana kadar geldik.arkadaki diger yolcularin hepsi indiler kiziltoprakta.soforle ikimiz kaldik ilerliyoruz bostanciya dogru.son yolcuda inince sofor dondu bana dedi "noldu neden oyle bakiyodun bana bi sey mi var?"ben de cevap verdim hafiften cekinerek ;"arkadan uyari gelince yavas git diye ben de meraklandim".abi dedi " iyi yapmissin aslinda bende hap attim vs. diye basladi ama bu arada gozler kapandi kapanacak neyse. geldik suadiyeye. ben de dedim yapma boyle; o da dedi merak etme kardesim aslinda prensip olarak yolcu varken atmiyorum elimde kalmis ondan attim".
bu gecelik urban hikaye olsun buda.eyfs..

Wednesday, February 6, 2008

Titancilar ve 90'lar

Mansur Forutan'in yazisi, ben de birkac gundur su Titancilarin tahliyesine takmistim. Zamaninda Titanci Kenan'in yaptigi dans figurlerini tekrarlayan Tumel aklima geldi direk. Mansur'da ayni yere takilmis.

Salı günü gazetelerde iki haber dikkatimi çekti. İlki Titancılar diye bildiğimiz saadet zinciri teşkilatı kurucusu Kenan Şeranoğlu’nun hapisten çıkması diğeri de, gece hayatı kültürüne imza atmış olan işletmeci Ceylan Çaplı’nın ölüm haberleriydi.Birbirleriyle alakaları yok bu haberlerin..Ancak iki haber bir araya gelince dönüp 90’lara bakmama neden oldu... Ceylan Çaplı’nın işlettiği mekanlar bir anda aklıma geldi.2019... 14... 20...Kenan Şeranoğlu’nun doğum günü partisinde Tarkan’ın yakalarsam mıç mıç şarkısına kıvrak figürlerle dans edişi falan gözümün önüne geldi. Sonra hesap ettim kitap ettim gördüm ki epey bi’ zaman geçmiş..Oysa daha dün değil miydi ya? Nirvana’nın kültür yaşantımıza saplanmasının üzerinden 15 yıl geçmiş. İki de babam verse, biraz çalıp çırpsam eder 20 yıl! Yani pek de daha dün değilmiş.Daha bundan üç-beş yıl önce 80’lerin nostaljisini yapmıyor muyduk? “80’lerde çocuk olmak” geyiği hâlâ dolanıyor Facebook’ta! Sıra 90’lara mı geldi yoksa?Nostaljiye temelde kılım. “Ne güzel günlerdi” söylemine daha da kılım. Benim geçmişe yönelik heyecanım daha çok popüler kültür madenciliği-lodosçuluk da diyebiliriz buna- boyutunda.Engin Ardıç yazmıştı geçen gün. Yıllar önce okuduğun bir eseri yeniden okumanın yeni keşiflere, yeni değerlendirmelere neden olabileceğini anlatmıştı.Benimki de o hesap biraz. Müziği, mekanı, türban sorunu, filmi, ekonomik krizi, özel radyo-tivisi, kitabı, dergisi, modası ne varsa bi’ bakmakta fayda var.Bohçayı karıştıralım biraz. Mesela 2019 dışında mekan olarak nereler vardı? Kemancı, Sis, Flatline, Gode, Gayfe, Şamsa, Paşa, Çubuklu 29.Kenan Şeranoğlu dışında aklıma ilk gelen yalandolancılar Selçuk Parsadan ve Hasan Mezarcı...Sinema? İnsanlık tarihi bence en iyi filmleri 90’larda çekti. Matrix, Brave Heart, Train Spotting, Seven, Forrest Gump, Good Fellas ve tabii ki de Big Lebowski!Peki ya müzik? İkonların ve aracıların yıkıldığı, müzik ve uyuşturucu kültürünün başka bir boyuta geçtiği dönemden söz ediyoruz 90’lar söz konusu olunca. Bu döneme haksızlık ettiğimi ve son birkaç yıldır yeniden keşfetmeye çalıştığımı söylemem gerek. Nirvana, Oasis, Faithless ve Shakira! Öte yandan mp3 formatı ve download kültürüne giriş...90’larda moda oduncu gömleğinden ibaretti diye hatırlıyorum. Bi’ de kep takılırdı galiba.Türk popunun ve televizyonlarının uçuşa geçtiği yıllardı 90’lar. Kimlerin gelip kimlerin geçtiğini düşünüce, 90’lı yılların fena halde kıvama geldiğini, tüketime hazır olduğunu müjdelemekten başka bir yol kalmıyor.Aslına bakarsanız 90’lar kendi yerli popüler kültürümüzün en yoğun şekilde biçimlenmeye başladığı yıllar oldu. Bana 90’ları çağrıştıran iki haber ve karakter bakın nerelere getirdi. Vakti gelmişti mi demek gerekiyor bilmiyorum. Bohça açıldı nasılsa, isteyen dadansın, çok malzeme var!

Monday, February 4, 2008

'Ölmedim; yaşıyorum'
Sanatçı İlhan İrem, bazı internet sitelerinde “İlhan İrem Öldü” şeklinde haberler ve yorumlara açıklama getirdi

ANKA


Sanatçı İlhan İrem, bazı internet sitelerinde “İlhan İrem Öldü” şeklinde haberler ve yorumlar üzerine, “Ölmedim. Eşimle ve sevdiklerimle birlikte mutlu bir hayat yaşıyorum. Türkiye’de sanat ve değerler öylesine büyük bir çöküşe uğradı ki, kendi isteği ile bunların dışında kalan, popüler gündemin uzağında olan bir sanatçı, ölmüş veya en iyi ihtimalle hasta kabul ediliyor” açıklamasını yaptı.

Son zamanlarda, bazı internet sitelerindeki “İlhan İrem Öldü” şeklinde haberler ve yorumlar üzerine yazılı bir açıklama yapan İlhan İrem, “Maksatlı olarak yapıldığını düşündüğüm bu tip haberlerin, telefon tacizleri ve sevdiklerime başsağlığı mesajları boyutlarına ulaşması üzerine bu açıklamayı yapıyorum. Ölmedim! Eşimle ve sevdiklerimle birlikte mutlu bir hayat yaşıyorum” dedi.

İrem, Türkiye’de sanat ve değerlerin büyük bir çöküşe uğradığını ve kendi isteğiyle bunların dışında kaldığını belirterek, “Popüler gündemin uzağında olan bir sanatçı, ölmüş veya en iyi ihtimalle hasta kabul ediliyor. Bütün bunlar, ülkenin yaşadığı ağır beyin hasarı ve kısır gündeme kilitlenmiş dumuru içinde, uzun zamandır gerçek sanatçıların varlığının ve yapısının unutulmuş olmasından kaynaklanıyor” dedi.

Bu yıl sanat hayatının 35. yılını kutlayacağını, konserler ve iki albümle sevenleriyle buluşmayı planladığını belirten İrem, şunları kaydetti:
“Toplum televizyonlara kilitlendi. Ama tüm hayatın bundan ibaret olmadığının en güzel kanıtıyım. Kaçış ya da kırgınlık değil, net bir tavır ve karşı duruş içindeyim. Yazdıklarım ve yaşadıklarımla huzurluyum. Geçtiğimiz yıl, 14 sene aradan sonra, sonuncusu, 25 Ağustos 2007’de Kuruçeşme Arena’da gerçekleşen dört konser verdim. İzleyicilerimle “tekyürek” olduğumuz tarifsiz yürek büyüleri yaşandı. Bu konserlerin olağanüstü atmosferinin, müzik çevrelerinden bazı isimleri rahatsız etmesi sonucu, yeni konserler ve albüm hazırlıklarımda, bana karşı bir engelleme çabasının olduğunu belirtmeliyim. Duyduklarım ve yaşadıklarım bende kalacak şekilde, bu konuyu kapatıyorum. Konserler sürecek. Albümler çıkacak. Yaşıyorum.”